Saturday, September 12, 2026
Genel

Suudi Arabistan, Kolombiya’nın Golan Tepeleri kararını kınadı

Suudi Arabistan, Kolombiya’nın Golan Tepeleri kararını kınadı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Kolombiya Cumhuriyeti hükümetinin işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanımasını kınadığını ve reddettiğini açıkladı.

Suudi basın ajansı SPA’nın 11 Ağustos 2026’da bildirdiğine göre Riyad, bu girişimin uluslararası hukuka ve ilgili uluslararası yasallık kararlarına aykırı olduğunu belirtti.

Krallık, söz konusu tanımanın Birleşmiş Milletler yasalarını, özellikle de İsrail’in işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri’ne kendi yasalarını, yargı yetkisini ve yönetimini dayatmasını hükümsüz ve hukuki etkisi olmayan bir işlem olarak kabul eden 1981 tarihli 497 sayılı Güvenlik Konseyi kararını açıkça ihlal ettiğini vurguladı.

Suudi Arabistan, bu tür tutumların barışın gerçekleşmesine katkı sağlamadığını, aksine işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri konusundaki kararlı uluslararası konumdan bir sapma olduğunu ve bölgede barış kurma çabalarını baltaladığını yineledi.

Golan’ın işgal edilmiş Arap Suriye toprağı olduğunu belirten Krallık, hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik hiçbir kararın meşruiyet kazandırmadığını ifade ederek Kolombiya hükümetini konumunu gözden geçirmeye ve uluslararası hukuka uymaya çağırdı.

Suudi Arabistan’ın Kolombiya’ya yönelik eleştirisi nedir? Suudi Arabistan, Kolombiya hükümetinin işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri üzerinde İsrail’in egemenliğini tanımasını kınamıştır. Riyad, bu adımın uluslararası hukuka ve ilgili uluslararası yasallık kararlarına aykırı olduğunu belirtmiştir.

Hangi Birleşmiş Milletler kararına atıfta bulunuldu? Suudi Arabistan, 1981 yılında kabul edilen 497 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının ihlal edildiğini vurgulamıştır. Bu karar, İsrail’in Golan Tepeleri’ne kendi yasalarını ve yönetimini dayatmasını hukuki olarak geçersiz saymaktadır.

Suudi Arabistan’ın Golan Tepeleri konusundaki konumu nedir? Krallık, Golan’ın işgal edilmiş bir Arap Suriye toprağı olduğu yönündeki değişmez konumunu yinelemiştir. Bölgenin hukuki statüsünü değiştirmeye yönelik herhangi bir önlemin veya kararın hiçbir hak doğurmadığını ve meşruiyet kazanmadığını savunmaktadır.